insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
insan etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2021 Salı

KIRKLAR - SESLİ ŞİİR - MBA



Bir muhabbet meclisinde "KIRKLAR" isimli naçizane şiirimizin seslendirilişi...


Söz/Şiir: Muhammet Baran ASLAN Seslendiren: M. Salih ÜNAL Müzik: Erkam YILDIRIM



 

15 Ekim 2020 Perşembe

SALGIN GÜNLERİNDE HİÇLİĞE GÖMÜLMÜŞ BİR ŞAİR


İnsanlar harıl harıl yazıyor. Yeni bir tabir; Korona Günlükleri… Ne yaptın, ne ettin sualleri. “ Yediğin, içtiğin senin olsun gezip, gördüklerini anlat” cümlesinin güme gittiği bir gezi yazısı mahiyetinde zamanın yollarında duraklayarak yazılmış birer hatıra defteri… Kim bilir belki de bu satırlar yakacak birilerini!

Ben anlatayım biraz. Siz, sadece dinleyin. Zira dinlemek, herkesin olur olmaz yerlerde konuşmaya çalıştığı çağlarda şerefli bir baş kaldırıdır! Sizler cümlelerini üç-beş kuruşa satmayan insanların kervanlarına katılın.

Bu acımasız salgın başlayıp da balık istifi evlere tıkıldığımız zamanlarda herkes bizlerden daha çok yazmamızı bekledi. Elbette zaman yazmak için gerekliydi ve elimizde bolca hatta biraz fazlaca zaman vardı. Peki biz ne yaptık? Yazdık tabiî ki… Ama her seferinde olduğu gibi pişman olduk. Zira bu vetire (süreç) insanlarda bir farkındalık oluşturur zannediyorduk. Yayınevleri biraz olsun banka mantığından uzaklaşır, insanlar bir sayfa olsun kitap okur, dergiler ünlü edebiyatçıların değil gerçek sanatseverlerin peşinden koşar, gazeteler doğruları söyler ve sözlerini tutar sanıyorduk. Şiirler yazıyorduk. İnsanların yüreklerine dokunur umuduyla… Masallar kaleme alıyorduk. Çocukları tablet başına değil kitap başına oturturlar diye. Vecizeler haykırıyorduk. Sesimiz duyulsun istiyorduk. Ama olmadı işte… Yine olmadı. Yine aziz ve necip (!) Türk halkı bizi şaşırtmadı. İnsanlar yine dizi, sigara, sosyal medya,  futbol ve para dışında hiçbir şeyi umursamadı. Dediğim gibi şaşırmadık. Ama biliyor musunuz? Bu defa şaşırmayı çok isterdik…

Muhammet Baran ASLAN

1 Eylül 2020 Salı

İnsanoğlu Büyük Ve Küçük

 


Belki de insanoğluna verilmiş en büyük sefalardan da cezalardan da biri hayattır. Biz ki eşrefül mahlukatız. Yerler, gökler, hayvanat ve nebatat bizim için yaratıldı. Bize şuur/idrak verildi. Ana –baba ve evlat veridi. Ama mahluklar içindeki en yavaş, en güçsüzlerden biri olarak yaratıldık. Neden mi? Zira şu an ki vahşetimiz belli. Bizler balinaları ve filleri bile öldürebilen varlıklarız. Bir de hayvanattaki hız, güç ve cüsse bize verilse idi öyle sanıyorum ki dünya çoktan tarumar olurdu. Gelin bunu bir düşünelim. Uzun uzun,derin derin tefekkür edelim. Bu kadar şerefyab bir varlık iken esfal-i safiline düşmemizin sebebi ne olabilir?

Kusura bakmayın unuttum bir an, yapamayız bunu.

Neden mi ?

Çünkü bizler insanoğluyuz ve bize verilen aklı (şimdilerde)  kötülük dışında kullanmaya  pek alışkın değiliz.

Bizler üstünde 21. Yüzyılın kirlerini taşıyan nesilleriz. Başka söze gerek var mı?

Muhammet Baran ASLAN


31 Ağustos 2020 Pazartesi

SESLİ ŞİİR


 

You Tube kanalımızda Şair Süleyman Yücel'in seslendirdiği " Hikaye " isimli şiirim yayınlandı. Keyifli dinlemeler...

9 Mayıs 2020 Cumartesi

Bu Gidişe Bir Dur Demeli !



Dünya; üzerinde milyarlarca hayatı barındıran bir mefhum! Ve biz ona hükmetmek için onu yavaş yavaş kemiren varlıklarız. Etrafınıza bir bakın. Savaşlar, ayrılıklar, göz yaşları, sefalet… Sizce de kendi eliyle kendi yuvasını yıkan yedi buçuk milyarlık hepçil bir koloniye benzemiyor muyuz. Peki bunu neden yapıyoruz? Hırs, kıskançlık, cehalet veya doyumsuzluk mu? Belki de bunların hepsi... 

Ama asıl mesele içinizde hissettiklerinizde. İnsanlar asli ihtiyaçları karşılandıktan sonra inanç, his ve düşünceleri ile yaşamayı öğrenmek zorunda. Zira fazlasını istedikçe durulmaz bir şelaleye benziyoruz. Ve maalesef zamanla kendi kendimizi aşındırıyoruz. Oysa mutlu olmak ve yaşamak için bazen bir avuç su bazen de küçücük bir ümit yeter...


Muhammet Baran Aslan


BİLİYORUM !


Köprünün altından çok sular geçti. Çokça baktım pencereden. Bir bir tırmandım merdivenleri. Bir bir eskittim elbiseleri. Ne kadar olduğunu sorma, çok yıllar geçti. Çok esnedim uykusuz gecelerde. Mum ışıkları ayın heybetine meydan okurken, biterken taş plaklara kazınmış sesler ve çayların son yudumları çok kere yakalandım güneşe. Kabristanın en özerk mahfilinde öldürdüm bir serçeciği gagasından tutup! Belki de şimdi sövüyordur bana dallar. En latif arkadaşlarını çaldım diye. Ama ne yapayım ben büyüklerimden hep böyle gördüm, böyle büyüdüm. Böyle zalim, böyle gaddar olmalıymış dünyanın silüetleri. Ben de isterdim bu cismi terk etmeyi. Ama olmadı işte… Bitmedi ayrılık vakitleri harp gemilerine doluşmaları mahalle kadınlarının. Bitmedi Mescid-i Aksa’yı kuşatan ağaçların adlarını lekelemeler. Bitmedi el bebek gül bebek büyüyen yavruların okyanus esintileriyle sahillerde can verişi.
Velhasıl kelam köprünün altından çok sular geçti. Çokça kaçtım cenderelerden. Ama dönüp bakmak istesem geriye biliyorum karşılaşacağım tantal işkencesini. Biliyorum hep aynı yerde sektiğimi…

Muhammet Baran ASLAN