16 Kasım 2021 Salı

BOLU / YEDİGÖLLER SEYAHATİ

Bu hafta sonu biraz hayatın karmaşasından uzaklaşmak ve ruhumun ezgilerini dinlemek istemiştim. Ve bu fırsat arkadaşlarımın kısa bir Bolu gezisi planlaması ile elime geçmiş oldu. Böylece bu pazar (14 Kasım 2021) sabah namazından sonra Ankara'dan yola çıktık. Tabiî ki önceki gece işlerimizi yetiştirmeye çalıştığımız için  geç uyumuştuk. Böylece uykulu bir yolculukla Anadolu'nun kıvrım kıvrım yollarından geçerek aşçılarının marifetiyle meşhur bir vilayetimiz olan Bolu'ya ulaştık. Lakin şehir merkezini gezmek için çok zamanımız yoktu. Bu sebeple sadece birkaç yerde kısa molalar vererek Yedigöller'e doğru yola koyulduk. Birkaç şirin köyün içerisinden geçerek; tepeleri karlı dağları ve zümrüt yeşili çamların sisler arasında raksını izledik. Yüksek bir kayalığın üzerinde konaklayarak dağlara vecizeler haykırdık. Ve nihayet üç saat civarı bir yol teptikten sonra memleketimizin güzide köşelerinden biri olan Yedigöller'e vardık. Duyduğumuza göre sonbaharda burası ayrı bir güzel oluyormuş. O tabiat harikalarını görünce gerçekten haklı olduklarını  anladım. İnsanı titretmeyecek kadar latif bir serinliği ve dağların, tepelerin arasına adeta kurdeleler gibi dolanmış yolları vardı. Toprak sanki soğuktan korunmak istercesine sarı yaprakları bir yorgan gibi örtmüştü üzerine. Doğa yürüyüşü yapmaya gelen envai kültürden insan doldurmuştu her yanı. Büyükçe bir gölün yanında üç bankı birleştirdik ve saat 11 sularında yaklaşık yirmi kişilik gurubumuzla keyifli bir kahvaltı yaptık. Çayımızın sıcaklığıyla ısındı içimiz. Daha sonra yürüyüşe çıktık. Tahta köprülerden geçtik, yaprakları savurduk, su birikintilerinin üzerinden atladık, şiirler okuduk ve ağaçlara sarıldık. Gülen kayaları ve dilek çeşmesini ziyaret ettik. O leziz suyundan kana kana içtik...

Çok şükür ki yetkililer mescid yapmayı unutmamıştı. Orada namazımızı eda ettikten sonra biraz dinlendik ve yarım saat kadar kitap okuduk. Birlikte hatıra fotoğrafları çektirdik. Samimi sohbetlerle geçti zamanın tik takları ve akşam vakti geldi. Atladık arabalara biraz daha derinlere ilerledik. Bir derenin yanında konaklayarak mangal partisi verdik. Ama yediklerimizden çok o rengârenk ağaçların, sıcak sohbetlerin ve dahi biriktirdiğimiz hatıraların tadı kaldı damağımızda. Böylece akşam namazımızı da eda ettikten sonra biraz da tatlı bir yorgunlukla çıktık yola, şarkılar dinleyerek vardık Ankara'ya...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder